Samsun Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü - Dağcılık İl Temsilciliği Türkiye Dağcılık Federasyonu 40.Yılda 40 Zirve 19-30 Temmuz 2006 Sabalan Dağı ( 4811 m. ) - Demavent Dağı ( 5671 m. ) Tırmanış Faaliyeti
|
19 Temmuz 2006 – Çarşamba 15.00 - Van Gölü otobüs firması ile Ağrı iline gitmek üzere hareket ettik.
|
20 Temmuz 2006 – Perşembe 06.15 – Ağrı otogardayız. 07.40 – Doğubeyazıt’a hareket. 09.40 – Doğubeyazıt. Sabah bir çay ocağında açık havada güzel bir kahvaltı yaptık. Minibüslerin kalktığı benzinliğe gittik. Ortadoğu oteline giderken sağ taraftaki benzinlikten kalkıyor ve kişi başı 3 YTL ödüyorsunuz. 11.15 – Gürbulak’a hareket. 11.45 – Gürbulak Sınır Kapısı. 13.15 – İran sınır kapısından Tebriz’e hareket. İstanbul – Tahran arasında çalışan otobüslerden birisi tamirden dönmüş ve Tahran’a gitmek üzere sınır kapısında bekliyormuş. Tesadüfen orada bulunan Türk Elçiliğinde görevli Harun adındaki bir Türk, otobüs şoförü ile görüşerek 40 bin Tümen karşılığında bizi Tebriz’e götürmek üzere anlaştı. Şoförün önce 50 bin Tümen istemesi üzerine pazarlık bile yaptı. Sınır kapısından Tebriz’e taksiler normalde 4 kişi için 25 bin tümen alıyorlar. Bir uyarıda bulunmakta yarar var. Hemen birçok kişi elinde paralarla yanınıza gelip dolarınızı ya da Türk Liranızı Tümen’e çevirmeyi teklif edecekler. Mümkün olduğunca buralarda fazla bozdurmayın. Önümüzdeki ilk lokantada yemek için lazım olabilir düşüncesi ile bir miktar bozdurmak istedik. 20 YTL karşılığında bize 11 bin Tümen verdiler. Dönüşte ise aynı yerde cebimizde kalan Tümenleri Türk Lirasına çevirmek istediğimizde 11 bin Tümen karşılığında bize 15 YTL teklif ettiler. Vermedik tabii ki. Bir sonraki tırmanışta kullanmak üzere saklamak daha mantıklı geldi bize. Saatlerimizi de yarım saat ileri aldık. 13.30 – Bazargan’da yemek molası. İlginçtir ki İran’da lokantalarda sebze yemeği yok. Genellikle lokantalarda kebap yemek zorunda kalıyorsunuz. Kebap söylediğinizde önce İran’ın kendine özgü mısırlı, havuçlu sebze çorbası önünüze geliyor. Kebabın yanına İran’ın kendi uzun ve ince pirincinden yapılmış safranlı pilav getiriyorlar. Adana şiş, pilav, çorba, İran kolası, küçük bir kasede yoğurt kişi başı toplam 2 bin Tümen ödedik. 18.00 – Tebrizdeyiz. Tebriz’li dağcı arkadaşım Ali Akbar Najaf Pur bize bu faaliyette rehberlik yapacak. Ekber bizi anayolda karşıladı. Doğruca otele gittik. 18.30 – Daha sonra Ali Nazarpuri’de otele geldi. Ali’ de bizimle birlikte tırmanışa gelecek. Ekber ve Ali geçen sene yapılan 30 Ağustos Uluslar arası Ağrı Dağı Zafer Tırmanışına katılmışlardı. Akşam yemeğine bu sefer daha büyük bir lokantaya gittik. Koca bir et şiş, pilav ve ortaya bu kez çorba büyük kasede geldi. Servisi biz yaptık. Kişi başı 6 bin Tümen ödedik. Gece ise Hotel Morvaridde konakladık. Otel merkezde, temiz. Kişi başı 15 YTL ödüyoruz. |
21 Temmuz 2006 – Cuma 06.15 – Otelden Sabalan Dağına gitmek için hareket. Bugün Cuma olduğu için işyerleri kapalı. Günlüğü 40 bin tümene tuttuğumuz minibüs 5 günlüğüne bizimle olacak. Minibüste klima olmadığı için hava ısınmadan önce yola çıktık. 11.45 – Sabalan dağının eteğindeki Şabil’e ulaşıyoruz. Burada yapım aşamasında olan bir kaplıca inşaatı var. Minibüsten inip bizi 3500 kampına götürecek jiplere biniyoruz. Jipler 5 kişi alıyor, sıkışırsanız 6 kişi de binebilirsiniz. Jip başına 12 bin tümen ödedik. 12.00 – Jiplerin üzerine çantaları yüklüyoruz ve hareket ediyoruz. 12.45 – Sabalan Dağındaki barınakların bulunduğu 3.500 metredeki kampa ulaşıyoruz. Burada bütün ihtiyaçlarınız için değil ama ufak tefek ihtiyaçlarınızı karşılayabileceğiniz bakkalımsı bir yer var. Kola, çay, ayran gibi. Ayrıca barınağın yanında bir çeşmesi de var. Bugün tatil olduğu için de dağdaki dağcı sayısı çok fazla. Barınak yakınlarında çadır kurabilecek yer bulamıyoruz. Hemen yanındaki tepeciğin üzerindeki düzlüğe çantaları taşıyıp çadırlarımızı kuruyoruz. 15.45 – Aklimatize olmak amacı 4200 metreye kadar çıkıp iniyoruz. 19.00 – Kamp yerine dönüyoruz. Akşam yemeği hazırlığına başlıyoruz. Yarın sabah saat 04 de kalkıp 05 de hareket etmeyi planlıyoruz. |
22 Temmuz 2006 – Cumartesi 04.15 – Kalktık. 05.00 – Hareket. 11.15 – Rahatsızlanan arkadaşımız Adnan Albayrak ( Tarım Meslek Lisesi’nde şef olarak çalışıyor. ) 4.400 de bizden ayrılarak dönüyor. 13.53 – Dağda o kadar çok dağcı var ki onlarla sohbet etmekten zirveye çok geç ulaşıyoruz. Çünkü Azeri dağcılar son derece sıcak ve konuşkan insanlar. Hele ki Türkiye’den geldiğimizi duyunca çok seviniyorlar. Birçoğu Ağrı dağına tırmanmışlar ve bizim Türk dağcılarından tanıdıkları arkadaşları soruyorlar. Zirvede hava açık ve güneşli. Hava çok sıcak. Zirvedeki muhteşem göl bizi ferahlatıyor. Ayaklarımızı sokuyor ve rahatlıyoruz. Kumanyalarımızı yiyoruz. 15.30 – Zirveden ayrılıyoruz. 19.45 – 3500 metredeki kampımızı kurduğumuz yere ulaşıyoruz.
|
| 23 Temmuz 2006 – Pazar
07.30 – Kalkıyoruz. Güneş çadırlara vuruyor bu nedenle de çadırların içinde duramıyoruz. 09.50 – Kahvaltıdan sonra çantaları jiplere yüklüyor ve hareket ediyoruz. Hazar denizi kıyısından Lahrut, Ardebil, Astara üzerinden Demavent Dağı’na doğru minibüsle ilerliyoruz. 13.43 – Ardebil’ den 20-25 km uzaklıkta bir mesire yerindeyiz. Tuvalet ve su var. Burada malzemeleri çıkartıp yemek hazırlıyoruz. 15.10 – Hareket ediyoruz. Astara’ya 40 km kala her yer birden yeşilleniyor. Burası tıpkı Karadeniz bölgesi gibi yemyeşil. Kilometrelerce yolun her iki tarafında kavanozlarda bal satan küçük tenteli tezgahlar görüyorsunuz. Çok yoğun bir trafik. Ne kadar iyi araba kullanırsanız kullanın her an kaza yapma olasılığı ile karşı karşıyasınız. Önünüze birden karşıdan birisi çıkabilir. Sanki çizgi film karakterleri gibi önünüze aniden çıkıyorlar ve siz kaza olacak diye endişe ederken birden solundaki arabaların arasına dalıyorlar. Saniyelik bir olay. Ama ilginçtir ki bir kez korna sesi duymuyoruz. 16.30 – Astaradayız, burası sahil kenti. Cıvıl cıvıl bir pazarı var. Buradan termosunu unutanlar çelik termos alıyorlar. Termoslar 14 YTL civarında. Artık yoğun bir şekilde nemi hissediyoruz. Arabanın içi dayanılmaz bir hal alıyor. Ekber’in getirdiği küçük buzdolabının içine buz kalıbı satın alıyoruz. 19.50 – Talish’ deyiz. 22.00 – Rasht büyük bir şehir. 23.00 – Yol üzerinde İmamzade Kasım Türbesi var. Burada çadır kurabileceğiniz geniş bir alan bulunuyor. İsterseniz tulumunuzla çardakların üzerinde de kalabilirsiniz. Su ve tuvalet de olduğu için rahatlıkla geceyi geçirebilirsiniz. Yalnız burada hava çok sıcak. Eğer çadır da kalacaksanız kesinlikle dış tenteyi kurmayın. Herhangi bir ücret ödenmiyor. |
| 24 Temmuz 2006 – Pazartesi
04.40 – Yine sıcak nedeni ile çok erken kalkıyoruz. Bu saatte çadırlara güneş vuruyor. 05.38 – Hareket ettik. Kahvaltıyı burada yapmak istemiyoruz. Çünkü sıcak ve nem çok fazla. Yol kenarları yemyeşil pirinç tarlaları. 06.08 – Lahican büyük bir şehir. Buranın çayı meşhur. Rize’den hiçbir farkı yok. Her taraf çay bahçesi.
07.00 – Rahimabad. Sıcak pide aldık. Çünkü acıkmıştı, herkes. 06.30 – Rudsar. Bir çay ocağına girdik. Çay ocağında kuru fasulyenin olması bize ilginç geldi. Buradan termoslarımıza sıcak su alıyoruz sadece. 07.40 – Ramsar. Sahil kenti. Lidu plaj yerine geliyoruz. Ailelerin çadırlarda kamp yaptıkları bir yer. Hazar burada yüzülemeyecek kadar pis. Çadır kampingde yemek yiyebileceğiniz bir lokantası var. Sabah yağda ikişer yumurta kırdırıyoruz. Bazıları doymuyor iki yumurta daha yiyorlar. Yasemin Ekici ( Biyolog ) boş durmuyor, eline bıçağı alıp arabadan getirdiğimiz domates, biberleri doğrayıp masalara dağıtıyor. Peynirleri de tabaklara koyuyor. Ve tabiî ki çay eşliğinde ve Hazar Denizine karşı harika bir kahvaltı yapıyoruz. Toplam 19 bin tümen ödüyoruz. 09.20 – Tonekabon şehri, Hazarın kıyısında Alanya kadar güzel bir yerleşim yeri. 10.07 - Selmanşehr. 11.00 - Chalus. 12.20 - Noor. 15.14 - Polur yerleşim yeri. Demavent Dağı buradan görülüyor. Yol üzeri, hareketli bir yer. Önünde masaları ve sedir türü oturulup yemek yiyebildiğiniz yerleri olan Dağ kebapçısında duruyoruz. Bu sıcakta ve bu kadar uzun bir yoldan sonra hepimiz sedirlere seriliyoruz. Burası biraz daha serin. Şoförümüz Yasin beyle birlikte toplam 13 kişiyiz. Herkes birer şiş Adana ve ikişer şiş ciğer yedi. Bu saatte Adana şiş kalmayınca bizde ciğer şiş yedik. Kola, küçük birer yoğurt, bol soğan ve seramik fincanlarda gelen çaylar karşılığı toplam 42 bin tümen ödedik. 17.15 - Hareket ediyoruz. Dönüp Reyne kavşağından içeri gireceğiz. 17.55 - Reyne kasabası. 18.45 - 3.100 kamp yeri. Minibüsten inip çadırları kuruyoruz. Akşam kahvaltı türü bir şeyler atıştırdıktan sonra yarını programlıyoruz. |
| 25 Temmuz 2006 – Salı
05.00 – Kalkış. Güneşte yürümemek için erken kalkıp yürümeyi programlamıştık. Ama çadırları toplayıp katırlara yükleyeceğimiz sırada görüştüğümüz Federasyon görevlisi kişi başı 50’şer dolar vermemiz gerektiğini söyleyince hareket saatimiz uzadı. Aslında daha önce tırmanış yapan dağcı arkadaşlarımızın hazırladığı raporları internetten taramıştık. Yaklaşık on beşe yakın raporu okuduğumuzda eğer İran Federasyonu tarafından düzenlenen Demavent Dağına çıkış belgesi almak istiyorsanız 25 dolar ödüyorsunuz diye yazıyordu. Raporları incelediğinizde isterseniz ödemek zorunda olmadığınız anlamı çıkıyor. 25 doları ödeyenler de var raporlarda. Ama siz belge almak için ödediler diye algılıyorsunuz. Böyle bir şey olmadığını oraya gidince öğrendik. Demavent dağına çıkmak isteyen tüm yabancılar 2006 yılı Haziran ayından itibaren geçerli olmak üzere kişi başı 50 dolar ödeyecekler. Aslında bu raporların çok büyük yararını gördük. Yazan tüm dostlara sonsuz teşekkürler. Onların detaylı yazıları bizim de böyle detaylı yazmamız gerektiğini öğretti. Ve her önemli noktayı not aldık. 3100 deki çok sevimli, güleç yüzlü genç bir delikanlı olan Federasyon görevlisi Türk olduğumuzu öğrenince daha da çok sohbete başladı bizimle. Üstelik Ekber’e Türklerden hiç para almak istemediğini ama asıl görevlinin 4200 de olduğunu söylemiş. Bunun üzerine bizde 4200’e çıkıp asıl görevli ile konuşmak istedik ve bir üst kampa çantaları getirmesi için katırcı ile anlaşarak yola çıktık. 07.25 – Hareket edebildik sonunda. Güneş iyice etkili olmaya başlamıştı. Erken kalkmamızın hiçbir önemi kalmamıştı. 13.10 – 4200 kampı. Uzunca bir barınak var. Hemen yanında saclardan yapılmış bir tuvalet. Ayrıca gürül gürül akan çeşmesi ile güzel bir yer. Asıl sürprizi buraya gelince öğrendik. 3100 deki görevli telsiz ile buradaki federasyon görevlisine durumu anlatıyor. Buradaki görevlide aşağıdaki katırcıya kesinlikle hareket etmemesini söylüyor. Biz parayı ödedikten sonra haber vereceğini iletiyor. Dolayısıyla bizim malzemeler 3100’de kalıyor. Görevli ile görüşüyoruz. Para ödenmediği takdirde kesinlikle katırcının hareket etmeyeceğini söylüyor. Eğer grubunuzda öğrenci varsa, onları destekleyerek faaliyete gidiyorsanız ve cebinizdeki para bu faaliyet için sınırlı ise inanıyorum ki sizde bu paranın bir kısmının alınmaması için uğraşırsınız. Çünkü önünüzü göremiyor ve daha ne kadar harcama yapacağınızı bilemiyorsunuz. Bende bu nedenle Türkiye Dağcılık Federasyonu’nu Genel Sekreteri Mehmet Şahin Bey’i aradım. Durumu ilettim, yapabilecek bir şey var mı diye görüştüm. Dağcılık Federasyon görevlileri Dağcılık Federasyonu Başkanı Sayın Alaattin Karaca’ya kadar ulaştılar. Alaattin Bey, daha sonra bizi arayarak İran da ki yetkililer ile görüştüğünü iletti ve onların bizi arayacağını belirtti. İnanılmaz bir şekilde bu saatten sonra 4200 metrede tüm iletişim hatları kesildi. Hiç kimse hiçbir şekilde cep telefonu ile hiç kimseye ulaşamadı. Biz orada belki iletişim kurabiliriz diye 4200 metrenin her tarafında telefonları denedik. Ne yazık ki telefonlar hiçbir yerde çekmedi. Üstelik iki gün boyunca devam etti. Tırmanış sonrasında da iletişim kuramadık. Ümitle bekledik. Bu arada federasyon görevlisi ile görüşüp durumu anlatıyoruz. Ama kesinlikle vazgeçmiyor. 17.00 – Hava serinlemeye başladı. Tabiî ki karnımızda acıktı. İlginçtir böyle bir durumda kaç görevli bu kadar ısrarcı olur. Çünkü aşağıdan o anda katırlar yola çıksa ve yaklaşık iki buçuk saat sürse saat yedi buçuk da kampta olacaktı. Tekrar görüşmek için yanına gidip durumu anlattım. Ekber iletişimi kurdu. Parayı vermeden olmaz düşüncesi hiç değişmemişti. Ama parayı emanet olarak alacak, bilet kesmeyecek ve İran Dağcılık Federasyonu’ndan olur geldiği takdirde parayı iade edeceğini söyledi. Bu haber içimizi çok rahatlatmıştı. Çünkü eğer biraz daha gecikirsek üzerimizdeki kıyafetler ince olduğu için üşümeye başlayabilirdik ve tırmanış riske girebilirdi. 19.30 – Nihayet Katırcı Mesut çantalarımızı getirdi. 20.30 – Bu kadar olumsuzlukta güzel olan da böylesi güzel bir gruba sahip olmanız. Sanki hiçbir olumsuzluk yaşamamışız gibi etkilenmeden o çeşmenin yanındaki betonun üzerinde harika bir tarhana çorbası ve arkasından sucuklu bulgur pilavı pişirildi. Bol taze yeşil biber ve soğanla yedik. Üzerine de sıcacık bir çay içtik. Keyifli bir yemekten sonra çadırlarımıza çekildik. Bu arada Ekber bu gece zirve için hareket edebileceğimizi ve eğer bir sorun çıkmazsa zirveye tırmanışa devam etmemizi önerdi. Haklıydı bir gün daha kazanabilirdik. Ama bugünkü yaşanan olay, uzun, rahatsız ve yorucu araba yolculuğu, dinlenmeden artan yorgunluklar, grubun zirve tırmanışını riske sokacağını düşündüğümden bir gün daha bu irtifada dinlenip yarın yukarılara doğru yürüyüş yapmamız hepimizin çıkışını daha da kolaylaştıracaktı. Ekber ikna oldu. Ama Ahmet Akan, ( Lise mezunu, Beden Eğitimi ve Spor bölümlerine girmeye uğraşıyor ) farklı bir konuya değindi. “İyi de ya yarın hava bozarsa buraya kadar olan tüm çabalarımıza yazık değil mi? Üstelik Dağcılık Federasyonunun 40. yıl da 40 Zirve projesinin İran Demavent Dağı Zirvesi başarısız olursa Başkan Alaattin Karaca’ya ne cevap vereceğiz?” dedi. Üstelikte çok ısrarlıydı. Haklıydı. Sadece tek bir günümüz vardı. Yani tek bir şansımız. Çünkü ertesi günkü tırmanış sonrası hemen dönmemiz gerekiyordu. Dr. Hayrettin Karademir ( Çocuk Doktoru ) Beyin 30 Temmuz Pazar günü hastanede nöbeti vardı ve kesinlikle hastanede olması gerekiyordu. Ahmet haklıydı ama yapılacak başka bir şey de yoktu. Ya hep beraber çıkmayı deneyecektik ya da hava bozarsa hiç birimiz çıkamayacaktık. Sonuçta yarın sadece 5000 metreye doğru yürümeye karar verdik. |
| 26 Temmuz 2006 – Çarşamba
06.00 – Sabah uyandığımızda 3100 ve daha aşağılar bembeyaz bulut içindeydi. Harika bir görüntü. Tülay Yalçıntaş Özen’le ( İngilizce Öğretmeni ) sabah manzaralarını fotoğrafladıktan sonra çadıra tekrar geri dönüyoruz. Bugün yine aklimatize olmak için yukarı doğru yürüyüş yapacağız. Amacımız yarın ki tırmanışta kimseyi elemeden herkesi zirveye götürmek. 08.00 – Bu ne güzel bir kahvaltı. 4200 metreden aşağıları seyrede seyrede müthiş bir kahvaltı yaptık bir eksikle. Eğer zeytin seviyorsanız kesinlikle yanınızda zeytin götürün. Çünkü İran da zeytin bulmak zor. Elimizdeki son kalan zeytini yedik. Kişi başı ikişer tane düştü. Birkaç günlük koşuşturmadan sonra müthiş bir keyifti. İçimden iyi ki tırmanışı ertelemişiz diye düşündüm ama ya hava bozarsa endişesi bir yandan da canımı sıkıyordu. 11.20 – Yürüyüşe başladık. Yine sıcak bir hava. 14.10 – 4850 metreye kadar yürüdük. Fazla zorlamak istemedik. Geriye dönüp dinlenerek gece 02 de tırmanışa başlamak istiyoruz. 15.20 – 4200 metredeyiz. Kamp yerine ulaştığımızda yukarı zirveden gelen genç kızları görüyoruz. İran’da ki bir okulun liseli genç kızları. Yasemin onlarla çok iyi anlaşıyor. Şakalaşıyorlar. Bizim Samsun’da yaptığımız liseli öğrencileri dağlara götürdüğümüz geliyor aklıma. Bu kızlar da lisede ve 5671 metreye tırmanıyorlar. Bizim liseli gençleri buralara getirmek para isteyen bir çalışma. Sadece Ahmet’i getirebiliyoruz. Bizimkiler ise en yüksek Ağrı Dağına tırmanabiliyorlar. Biraz daha umutlanıyorum yarınlar için. Bizim gençleri de bir şekilde buralara getirebilmenin düşüncesi mutlu ediyor beni. 17.45 – Yemek hazırlıklarına başladık. Bu kadar da güzel bir akşam yemeği olmaz ki. Bizimkiler de artık abartıyorlar, canım! Dört tencerenin dördünde de yemek hazırlayınca çorbayı da demlikte yapıyorlar. Çorbadan sonra makarna var sırada. Üzerine de Yasemin’in getirdiği kurutulmuş domatesi bir tencerede yağda kızartıp makarnanın üzerine sos olarak dağıtıyorlar. Yine Yasemin başrolde bize sürpriz yapıp aşağıdan süt ve irmik almış. İrmik tatlısı yedik yemeğin üzerine. Ve yine ardından çaylarımızı içtik. Sıcak sularımızı ısıtıp termoslarımıza doldurduk. Güzel ve hoş bir sohbetten sonra çantalarımızı hazırlamak için çadırlarımıza geçtik. 21.00 - Uyuduk. |
| 27 Temmuz 2006 – Perşembe
01.00 – Kalktık. Yaşar Canbazlar, ( Beden Eğitimi Bölümü mezunu, KPSS sınavlarına hazırlanıyor ), çadırları dolaşarak herkesi kaldırdı. 02.00 – Hareket ettik. Hava çok güzel ve açık. 04.15 – Hava aydınlandı. 04.45 – 4850 metredeyiz. Önce Adnan Albayrak ve 4900 metrede de, Esin Karademir ( Biyoloji Öğretmeni ) ve Hayrettin Karademir rahatsızlanarak bizden ayrılıyorlar. 06.08 – 5000 metredeyiz. Güneş henüz bulunduğumuz yere ulaşmadı. Soğuk ve esiyor. 08.00 – 5300 metredeyiz. Yoğun bir kükürt kokusu içerisinde tırmanışa devam ediyoruz. 08.25 – Rüzgar alan yerleri artık özellikle aramaya başladık. Buralarda kükürt kokusu daha az etkiliyor. 09.30 – 5550 metrelerdeyiz. Zirvede yoğun bir duman var. Koku ise çok yoğunlaştı. Ekber’in önerisi ile şehirden kola satın almıştık. Bilimsel olarak bir açıklaması var mı bilmiyoruz ama inanılmaz bir şekilde sizi rahatlatıyor. Nefes almakta zorlandığınız anda bir yudum nefesinizi açıyor ve rahatlıyorsunuz. Biz bir şişe aldık bizden söylemesi siz iki şişe alın. İnanılmaz bir rahatlatıcı. Yürüyüşümüz iyice yavaşladı. Rüzgar da kesildi. Artık sadece güneş ve sıcak var. 10.00 – Zirvedeyiz. Yoğun kükürt kokusundan daha az olan bir yer. Rahat nefes alıyoruz. Şu an zirvede kimseler yok ama arkamızdan gelen dağcı grupları var. Samsun ilinden ilk kez yapılan bir faaliyetle Samsun dağcılarından 7 kişi Demavent Dağının zirvesindeyiz. Havanın bozmaması bu kez bizim için büyük bir şans ve zirvedeyiz. 10.45 – Zirve kalabalıklaşıyor. 45 dakika kaldığımız zirveden fotoğraf çekimlerimizi tamamlayarak dönüyoruz. 13.30 – 4200 metredeki kamp yerindeyiz. Çok güzel bir hava da zirveyi toplam 11.5 saatte tamamlayarak dönüyoruz. Yarın Cuma olduğu için sanıyorum, çadır kuracak yer kalmamış. Sürekli bir şekilde aşağıdan gelen dağcı grupları var. Hatta şu an bizim çadırları kaldırmamızı bekliyorlar.Esin bize çorba hazırlamış, keyifle çorbamızı içiyoruz. Arkasından aşağıdan getirdiğimiz 10 kiloluk karpuzumuzu kesiyoruz. Karpuzun kilosu 200 tümen. Farklı yerlerde 150 tümene de bulabilirsiniz. Erhan Yaşar Babalık ( Matematik Öğretmeni ), Erkan Özcan ( Samsun Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nde Şube Müdürü ), Ekber ve ben Sevgili Federasyon görevlisi arkadaşımızın çadırına gidiyor ve 50’şer dolarlık Demavent Dağına çıkış için fişlerimizi kestiriyoruz. 15.45 - Katırlar geliyor ve biz de 4200 metredeki kamp yerinden ayrılıyoruz. 18.10 – 3100 metredeyiz. 2 saat 25 dakikada aşağıya indik. Patikalar öylesine tozluydu ki önden yürüyenin kaldırdığı tozdan dolayı çok toz yuttuk. Katırlar gelmiş, hemen sadece ayakkabıları değiştirip minibüslere biniyoruz. Çünkü amacımız bir an önce hamama gidip yıkanıp temizlenmek. 19.00 – 3100 metredeki kamp yerinden ayrılıyoruz. 19.25 – Reyne kasabasındayız. Ekber araya sora hamamı buldu. Öyle bir girişimiz var ki hamama. Sanki Kaçkar dönüşünde özlemle çektiğimiz kaplıca gibi hemen girdik. Hamam küçük bir odacık düşünün. Oturduğunuz yerde kurna amacı ile örülmüş kurna büyüklüğünde iki küçük bir havuz. Sağlı sollu ikişer kişinin oturabildiği ve aynı anda dört kişinin yıkanabildiği küçük bir hamam. Üç tane de duşlu küçük odacık. Sıcak su hepimizi rahatlattı ve herkesin yüzü ışıl ışıl oldu. Havlu ve peştamal yok, giderseniz hazırlıklı gidin. Toplam 12 kişi 6 bin tümen ödedik. 20.30 – Polurdayız. Tırmanış öncesi yemek yediğimiz son yer. Şansımıza Adana şiş vardı. İkişer şiş Adana yedik. Bu kez yemek farklı güzellikteydi. Çay bile çok farklı geldi bize. Çayı porselen demliğin içine Lipton poşet çay atarak demliyorlar. Nerde o güzelim Rize çayının tadı. Yine on üç kişiyiz, bu kez 45 bin tümen ödüyoruz. 22.10 – Hareket ediyoruz. Hepimiz arabada dalıp uyumuşuz. |
| 28 Temmuz 2006 – Cuma
00.05 – Uzun ve yoğun trafikte Tahran otobanında ilerliyoruz. Çok sıcak, pencerelerin hepsini açıyoruz. Durduğumuz yerlerden soğuk pet şişe su alıyoruz. 07.00 – Mıyaneh. Bugün Cuma tatil günü olduğu için kahvaltı yapacak açık bir yer bulamıyoruz. 08.30 – Tıkmedash. Yine açık bir yer yok. 08.50 – Sonunda Bostanabad’ın çıkışında açık bir lokanta buluyoruz. Adı da Türk Lokantası. Camın üzerinde aynı bu şekilde yazıyor. Kimimiz yağda yumurta, kimimiz bal, peynir, domates ve yine tatlı beyaz soğan yiyoruz. Toplam on üç kişi 11600 Tümen ödüyoruz. 10.20 – Tebriz. 11.00 - Yine aynı Hotel Morvariddeyiz. Öğleden sonra 15.00 de lobide buluşmak üzere odalara yerleştik. 18.30 – Otelden dışarı çıktık. Taksilere bindik ve Elgoli denilen büyükçe bir parka geldik. Rengarenk ışıklarla bezenmiş bir park. Çok kalabalıktı. Üstelik yemyeşildi. Gölde eğlence turu atan sürat motorları vardı. Sürat motorları geçerken büyük dalgalar oluşuyordu gölde. El halk anlamına geliyormuş. Türkçe anlamı Halk Gölü. Park içindeki yolların kenarında içinde çay içip yemeklerini yiyen ailelerin olduğu belki de yüzlerce çadır vardı. Parkın hemen çıkışında bizim çay bahçelerine benzer bir bahçeye girdik. Tahta masalar ve tahta sandalyeleri birleştirdik. Yaklaşık 15 kişiyiz. Geçen sene 30 Ağustos 2005 Uluslararası Ağrı Dağı tırmanışına gelen Mesut ve Bizim Ali yiyecek almaya gittiler. Yiyecek ise yufka, haşlanmış sıcak patates, haşlanmış sıcak yumurta ile bir küçük paket tereyağ. Yufkanın içine patatesi ve yumurtayı koyuyorsunuz. Tereyağı üzerinde eziyor ve eritiyorsunuz. Daha sonra da yanında ayranla birlikte yiyorsunuz. Biz de öyle yaptık. Değişik ve güzel bir yemekti bizim için. 15 kişilik bu yemek 11 bin tümene mal oldu. Çok çok ekonomik bir akşam yemeği. 23.00 – Akşam yine otelde sallama çaylarımızı içtik. Uzun ve buruk sohbetten sonra ayrıldık. Bu kez otele 91 bin tümen ödedik. |
| 29 Temmuz 2006 – Cumartesi
04.30 – Kalktık. 05.17 – Şoför geldi ve çantaları yükleyip hareket ettik. Bu kez arabaya 50 bin tümen ödedik. 09.00 – Bazargan’dayız. Çorba içmek için lokanta aradık, bulamadık. Arabamızı içeri gümrüğe sokmadılar ve biz çantaları sırtlanıp yarım saate yakın sınır kapısına kadar yürüdük. Daha sonra Bazargan’dan İran sınır kapısına dolmuş olduğunu öğrendik. Gümrükte fazla beklemeden geçtik. Gürbulak sınır kapısından Doğubeyazıt’a bu kez kişi başı 4 YTL ödedik. 11.30 – Doğubeyazıt. Bardaktan boşanırcasına yağmur yağmaya başladı. Her Doğubeyazıt’a geldiğimizde uğradığımız İshakpaşa otelinin karşısındaki Tad lokantasına geldik. Herkes özlediği Mercimek çorbasına ve yemeklere saldırdı. 14.00 – Ağrı Ararat’ın 14 de kalkan Ankara arabasına binip Ağrı’ya hareket ettik. 15.35 – Ağrı ili otogarındayız. Rakım 1632 metre. 16.20 – Araba Van’dan kalkan Van Gölü şirketine aitti. 16 da Ağrı’dan kalkacaktı ama hala gelmedi. Yirmi dakika sonra geldi ve Samsun’a hareket ettik. |
30 Temmuz 2006 – Pazar 07.00 - Samsun Tırmanışa Katılanlar : Faik Can Özen Demavent 5671 - Sabalan 4811 Gençlik ve Spor KulübüTülay Yalçıntaş Özen Demavent 5671 - Sabalan 4811 Ondokuzmayıs Lise. Spor Ku.Erhan Yaşar Babalık Demavent 5671 - Sabalan 4811 Ondokuzmayıs Lise. Spor Ku.Erkan Özcan Demavent 5671 - Sabalan 4811 Gençlik ve Spor KulübüYasemin Ekinci Demavent 5671 - Sabalan 4811 Samsun Dağcılık KulübüAhmet Akan Demavent 5671 - Sabalan 4811 Eğitim Spor KulübüYaşar Canbazlar Demavent 5671 - Sabalan 4811 Gençlik ve Spor KulübüHayrettin Karademir Demavent 4900 - Sabalan 4811 Eğitim Spor KulübüEsin Karademir Demavent 4900 - Sabalan 4811 Ondokuzmayıs Lise. Spor Ku.Adnan Albayrak Demavent 4850 - Sabalan 4200 Gençlik ve Spor KulübüNot : 12 gün süren faaliyet Demavent Dağına çıkış ücreti olan 50 Dolar ile beraber kişi başı 356 TL ye maloldu. Faik Can Özen Samsun Dağcılık İl Temsilcisi Türkiye Dağcılık Federasyonu Antrenörü |



Demavent-Sabalan Dağları -İran

